Lucescu’nun bilinmeyen yüzü: İnsan, öğretmen, lider
Mircea Lucescu’nun vefatı futbol dünyasını yasa boğarken, efsane teknik adamın sadece saha içindeki başarıları değil; insan odaklı yaklaşımı, kurduğu sistemler ve yetiştirdiği oyuncularla bıraktığı derin iz bir kez daha hatırlandı.
Romanya Futbol Federasyonu, kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yoğun bakıma alınan teknik direktör Mircea Lucescu'nun hayatını kaybettiğini duyurdu.
Ülkemizde Galatasaray, Beşiktaş ve A Milli Takım'ı çalıştıran efsane teknik adam tüm dünyada futbolseverleri yasa boğdu.

Futbol bilgisinin dışında insan ilişkileri, oyuncularına karşı sevgiyle yaklaşımı, görev yaptığı yere karşı aidiyeti ve daha birçok insani yönüyle taraflı tarafsız birçok futbolseverin sevgisini kazanan Lucescu çalıştırdığı takımlarda sadece bir teknik direktör değil aynı zamanda bir lider ve yol gösterici olmayı başardı.
Disiplin ile samimiyeti dengede tutan yaklaşımı sayesinde oyuncularının gelişimine önemli katkı sağlarken sahadaki başarılarının yanı sıra saha dışında da iz bırakan bir futbol adamı olarak öne çıktı.

T24 yazarı Tuğrul Akşar, Mircea Lucescu için ele aldığı köşe yazısında efsane çalıştırıcını bilinmeyen yönlerini ve insani özelliklerini anlattı.
Lucescu'nun takımlar değil sistemler kurduğunu, oyuncuları yönetmeyip zihinler inşa ettiğini, disiplini korkuyla değil saygıyla sağladığını ve başarıyı yıldızlar yerine organizasyonla yakaladığını belirten Akşar, "Galatasaray yılları, bu aklın ve sadeliğin en çarpıcı örneklerinden biri oldu. UEFA Kupası kazanmış ama ekonomik olarak zorlanan bir yapıyı devraldığında, çoğu kişi eksikleri konuşuyordu; o ise potansiyeli gördü. Transfer yerine dönüşümü tercih etti. Oyuncularının bireysel yeteneklerini kolektif bir güce dönüştürdü. Sonuç, sadece sportif değil, aynı zamanda ekonomik bir başarıydı. Sınırlı bütçeli bir kadroyla Galatasaray’ı Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale taşıdı. Avrupa’nın yüz milyonlarca euroluk devleriyle mücadele eden o takım, sahada paranın değil aklın kazanabileceğini gösterdi. Bu başarı, yalnızca bir tur atlamak değil; futbol ekonomisine karşı yazılmış bir itirazdı." ifadelerini kullandı.

Akşar, Lucescu'nun Beşiktaş'ta ise kısa sürede kurduğu yapı, disiplin ve oyun aklıyla şampiyonluğa ulaştığını anlatarak "2002-03 sezonunda rekor puanla gelen bu zafer, onun metodunun tesadüf olmadığını bir kez daha kanıtladı. Aynı sezonlarda Avrupa’da da önemli başarılar elde eden takımı, UEFA Kupası’nda çeyrek finale kadar yükseldi. O, hangi takıma dokunsa, orada yalnızca skorlar değil, değer de yükseliyordu." dedi.

"Ama onu gerçekten eşsiz kılan, bu büyük aklın ardındaki derin insanlıktı" diye yazısına devam eden Akşar, "Bir gün, maç sonrası ter içinde röportaj veren Sergen Yalçın’ın üşüdüğünü fark edip kendi pardösüsünü omzuna bıraktı. Bu küçük an, onun bütün hayat felsefesinin özeti gibiydi.
Bir başka gün, son milli maçında Hakan Çalhanoğlu’nu sarılıp öptü. Bu bir vedadan çok, bir kuşağa bırakılan sessiz bir mirastı. Çünkü o, her şeyden önce insandı." sözlerini kaleme aldı.
Mircea Lucescu'nun futbol dışında diğer yönlerini de yazısında anlatan Tuğrul Akşar, bilinmeyenleri şu sözlerle aktardı:
Altı dil bilen, sürekli okuyan, tarihe ve kültüre derin bir ilgi duyan bir entelektüeldi. Oyuncularına sadece futbolu değil, hayatı öğretmeye çalıştı. Onları tiyatroya yönlendirdi, kitap okumaya teşvik etti, üniversiteye gitmelerini istedi. Çünkü onun gözünde iyi futbolcu olmak, iyi insan olmaktan ayrı değildi.
Türkiye’de zaman zaman yanlış anlaşıldı. Sakinliği zayıflık, tevazuu eksiklik sanıldı. Oysa o, gürültüyle değil derinlikle var olan bir karakterdi. Medyanın polemiklerine kapılmadı, rakiplerini küçültmedi. Her zaman saygıyı korudu. Çünkü onun dünyasında rekabet, düşmanlık değil; birlikte yükselmenin bir yoluydu.
Galatasaray’dan ayrılırken söylediği “İsterseniz ben istifa edeyim” sözü, modern futbolun unuttuğu bir erdemin ifadesiydi. Bu, sadece bir cümle değil; bir karakterin özeti, bir hayatın duruşuydu.
Bugün geriye baktığımızda şunu daha net görüyoruz: O sadece kupalar kazanmadı. İnsan kazandı. Kulüpler büyüttü. Değer üretti.
Tribünlerde yükselen “I Love You Luce” tezahüratları bir başarıya değil, bir sevgiye aitti. Çünkü o, futbolun sadece skorla değil, duyguyla da oynandığını hatırlatan son büyük ustalardan biriydi.
Futbol, onunla birlikte yalnızca büyük bir teknik direktörü değil; bir düşünce insanını, bir öğretmeni, bir centilmeni uğurladı.

-
Vatandaş 1 saat önce Şikayet EtAdam GS’ ı, BJK’ yi şampiyon yaptı ama en kısa zamanda gönderildi. Çünki, altyapılara önem veren, gençlere şans veren bir çalıştırıcı, yabancı transferlerden nemalanan yönetici ve işbirlikçi menejerlerin işine gelmiyordu. Dürüst, bilgili, ilkeli ve kaliteli yabancı bir teknik direktöre bizim ülkemizde en fazla bir sezon tahammül edilir sonra bileti kesilir.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Fenerlii 2 saat önce Şikayet Etİnsan ölümüdür dünyadan gittiği zaman daha çok değeri anlaşılır lece nın hesabı melekler tarafından sorulmayaca başlanmıştır Allah yardım etsin imanı varsa işi kolay olurBeğen
-
Hüseyin 2 saat önce Şikayet Etİman yoksa bir işe yaramaz...Beğen Toplam 3 beğeni
-
Umut 2 saat önce Şikayet Etİnsan,öğretmen,lider ama iman yok hepsi boşa gitti,eyvaah!Beğen Toplam 2 beğeni
-
Kalibre Zmoş 2 saat önce Şikayet EtBenim aklımda şu var: Türkiye'den gittikten sonra kulüpler uzun yıllar yalvardılar ancak bir daha Türkiye'ye dönmedi.Beğen Toplam 2 beğeni