Eski FB'li Semih'ten ilginç itiraflar

G.Ssaray ve Fener'de top oynayan Semih Yuvakuran'dan tarihi itiraflar. Yuvakuran yıllar önce topun çizgiyi geçtiği pozisyonu tekrar anlattı, eski anılarını dobra dobra açıkladı...

Eski FB'li Semih'ten ilginç itiraflar
Eski FB'li Semih'ten ilginç itiraflar
GİRİŞ 17.11.2006 13:40 GÜNCELLEME 17.11.2006 13:40

SEMİH YUVAKURAN
01/09/1963 Bursa doğumlu. Futbola Bursaspor’da başladıktan sonra 1985 yılında Galatasaray’a transfer oldu. 1992 yılına kadar sarı kırmızılı forma altında ter döken Semih, daha sonra olaylı bir şekilde Fenerbahçe’ye transfer oldu. Sol bek olarak A Milli Takım formasını da uzun yıllar giyen Semih Yuvakuran, bir çok kez Türkiye’nin en yakışıklı futbolcusu seçildi. Rakip oyuncuya çift dalma hareketini futbol sahalarına kazandıran Semih, yıllarca konuşulan 1992 yılındaki Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinde top çizgiyi geçti mi geçmedi mi tartışmalarının da bir numaralı kahramanıdır.

İşte Semih Yuvakuran'ın sorularımıza içtenlikle cevap verdiği röportaj...

-Önce Galatasaray’a ardından Fenerbahçe’ye transfer oldunuz?
Şimdi Fenerbahçe camiasına daha yakınsınız hangi takımı tutuyorsunuz?
Hem Galatasaray hem Fenerbahçe’de oynadım, sonuçta futbolu Fenerbahçe’de bıraktım. Fenerbahçe kongre üyesi oldum yani Fenerbahçe’liyim. Tabi Galatasaray’da da güzel günlerim oldu ama ben Fenerbahçe taraftarıyım. Zaten camia olarak da Fenerbahçe’nin içindeyim.

-Sizin futbol oynadığınız dönemlerde futbolcu kaçırma modası vardı. Sizin de Fenerbahçe’ye olaylı bir transferiniz oldu. Florya-Aksaray-Kadıköy arası bir köşe kapmaca oynadığınız söylenir? Kaçırılıp da mı transfer oldunuz Fener’e?
“Kaçırmak nedir, adamı isteksiz, gönülsüz götürmektir ama benim Fenerbahçe’ye kaçırılmam kendi isteğimle oldu. Nasıl kaçırdılar, tekrar Galatasaray’a dönmeyeyim diye kaçırdılar. Çünkü gazetelerde haberler çıkmaya başlamıştı ‘Semih Fener’de’ diye. Bunu duyan Galatasaraylı yöneticiler gelip aklımı çelebilirdi işte böyle bir durumdan çekinen Fenerbahçeli idareciler de beni kaçırdılar. O zamanki başkan Metin Aşık’ın sürat teknesine bindirdiler beni iki hafta ortadan kaybettiler. Nuri Bey diye biri vardı onun evine götürdüler, orada bir hafta kaldım çok sıkılmıştım, eşim vardı eşimi de getirmelerini istedim ancak izimizi bulurlar diye bu isteğimi geri çevirdiler. Sonra bir hafta da Fransız köyü vardı oraya gittik. Köyde de bir tane Türk yoktu yine çok sıkılmıştım. Daha o zaman transfer mevsimi başlamamıştı, transfer dönemine kadar iki hafta kaçak hayatı yaşadım.”

-Bir de Galatasaray’a çok genç yaşta gelmiştiniz. O zaman Fatih Terim’in son yıllarıydı. Takımdaki eskilerin yenilere çömez muhabbeti yaptığını buna karşın Terim’in de size ağabeylik yaptığını duyduk.
“Fatih abi tanıdığım en iyi kaptanlardan biri. Adam gibi adamdır, bana çok babalık yaptı. İlk Galatasaray’a geldiğimde askere gitmiştim, gençtim ve İstanbul’da yalnızdım, askerden dönerken Galatasaraylı yöneticiler yanıma gelmedi, Fatih abi gelmişti. Sadece bana değil bütün takıma karşı babalık yapardı.”

-Beşiktaş maçında Şifo Mehmet’in topunu çizgiden siz çıkarmıştınız. Top içerde miydi? dışarıda mı?
“Yıllar geçti bu soruyu hala soruyorlar. 15 senelik olay geçen gün yine bir televizyondan aradılar, sordular orada da açıkladım, evet goldü, topu içerden çevirmiştim.”

-Peki gol olduğunu bile bile hakeme itiraz ettiniz mi? Yoksa diğer arkadaşlarınız itiraz ederken siz arada bir şey olmamış gibi mi davrandınız?
“Ettik tabi, ortalık karışmıştı zaten, şampiyonluğa gidiyorduk, lider Beşiktaş’tı ve bizim yenmemiz gerekiyordu maç 2-1 üstünlüğümüzle devam ederken o pozisyon oldu, hem de maçın bitimine 2 dakika vardı. Hakem Ahmet Çakar golü verince, hep beraber, yedek kulübesi de dahil hakeme itiraz ettik. Hatta Çakar bana yıllar sonra ‘saçlarımı beyazlattın, madem pozisyonu gördün niye itiraf etmedin’ diye sorup durdu.”
-Futbol oynadığınız dönemde Türkiye’nin en yakışıklı futbolcusu seçilmiştiniz.

Türkiye’nin en yakışıklı futbolcusuna herhalde bayanlar tarafından büyük rağbet olur öyle değil mi?
Evet oluyordu tabi ama ben eşime çok sadık bir insanım. İnan Angelina Jolie gelse onu bile reddederim. Nitekim futbol oynarken de başıma bir çok olay geldi. Bir gün Hilton Otel’de milli takımın kampındayız gece oldu, yatmaya hazırlanıyorum, tak tak kapı çalmaya başladı, bir baktım kapı zorlanıyor bir tırstım ben dedim galiba biri beni öldürmeye geldi, koştum kapıya delikten baktım bir kadın. Hem o dönemin en meşhur ve en güzel kadınlarından biri tabi adını vermeyeceğim. Gözlerime inanamadım, ben kadını göndermeye çalıştım o hala içeri girmek için uğraşıyordu en sonunda lobiyi aradım da görevlileri çağırıp kadını yolladım.”


-Kadınların ilgisi evlilik hayatınızı nasıl etkiledi? Eşiniz kıskanıyor muydu sizi?
“Benim eşim kiminle evli olduğunu çok iyi biliyordu, benim çapkınlık yapmayacağımı da biliyordu, ben aileme hiç yanlış yapmadım, onu da biliyordu.

-Meşhur İngiltere maçlarına da denk geldiniz. 8-0’lık Wembley’deki mağlubiyette siz de oynamıştınız? Nasıl bir maçtı o öyle?
-“Ben o maçı hatırlamak bile istemiyorum hatta hala seneler geçmesine rağmen o maçın özet görüntülerini ancak 3. gole kadar izleyebiliyorum. Bir ay kendime gelememiştim o maçtan sonra. Tek hatırlamak istediğim şey bir çok futbolcuya nasip olmayan Wembley Stadında oynama şansını elde etmekti bir de soyunma odaları harikaydı. “

-Etkilendiğiniz pek çok oldu galiba Wembley’de?
“Olmaz mı, muhteşem bir çim vardı, öyle çim o zaman Türkiye’de hiçbir statta yoktu. Sahaya çıktık bir baktım yanımızdan kamera yürüyor ‘bu ne ya’ dedik bir baktım benle birlikte kamera da geliyor meğer raylı sistem varmış kamera rayın üzerinde hareket ediyormuş. Tabi o zaman biz öyle bir teknolojiyi hayal bile edemiyorduk.”

-Bir çok efsane var o maçlarla ilgili. Görevli bir çocuğun skor tabelasını gol oldukça değiştirmekten yorulduğu söylenir. Bu doğru mu?
Şimdi maçlarda öyle bir uygulama yok ama o zamanlar hem elektronik skorbord vardı hem de bir görevli gol oldukça eline iki tabela alıp sahayı boydan boya dolaşıyordu. Bizim İngiltere maçı başladı hemen ilk golü yedik, o görevli çocuk aldı eline 1-0 yazan tabelaları koşturmaya başladı, tam turunu bitiriyordu bir gol daha yedik. 15-20 dakika geçti çocuğun iflahı kesildi, biz habire gol yiyoruz o da tabelalarla koşturuyor, çocuk daha yolun yarısına gelmeden biz yine yiyoruz, maç falan seyrettirmedik çocuğa. Hatta dedik ki ‘lan birkaç gol daha yersek çocuk yere düşüp bayılacak.”

-Maç sonrası Wembley’de havuz, sauna seansı da olmuş galiba?
“Ya maçtan çıkmışız bir girdik soyunma odasına süper, havuz falan var tabi daldık hemen bir güzel eğlendik hatta deve güreşi oynayanlar falan oldu, bağıranlar, parande atanlar, ortam iyidi yani. Tabi biz o zaman nerede soyunma odasında havuz bulacağız, hazır gelmişken Wembley’e tadını çıkardık.”

-Teknik Direktör Mustafa Denizli’nin tepkisi ne olmuştu. Yani maçı 8-0 kaybedip, bir de soyunma odasında sefa sürmenize...
“Mustafa hoca içeri bir girdi bizi öyle havuzda makara yaparken buldu şaşırdı kaldı. İlk tepkisi ‘yazıklar olsun size adamlar orada 8 gol atmışlar seslerini çıkarmıyorlar, soyunma odalarında sessiz sessiz giyiniyorlar, siz 8 yemişsiniz eğlence yapıyorsunuz, sanki dışarıda 8 golü ben yedim’ olmuştu.”

-Abdülkerim Durmaz 5-0’lık İngiltere maçında oynadığını, diğer iki maçı 8-0 kaybettiklerini dolayısıyla kendisinin ne kadar iyi bir defans oyuncusu olduğunu söylüyor…
Sizce haklı mı?
“Valla sallamış onlar 5 yediler ama bir kere bile rakip kaleye gidemediler, biz en azından 2-3 kez degajla megajla orta sahayı geçmiştik.”

-O maçla ilgili bir de Kaleci ile defansta oynayan Savaş arasında bir diyalog vardı. Kaleci topu kaçırıp, Savaşla çarpışmış nasıl bir diyalogtu o?
“Sağdan bir orta geldi kaleci Lineker çıktı kafaya bizden de kaleci Fatih ile Savaş beraber topa yükseldiler, bir baktım ikisi de yerde. Fatih kendinden geçmiş ‘ah’ ‘ah’ diye sesler çıkarıyor, namaz kılar gibi yerde yatıyor. ‘Fatih ne oldu lan?’ diye sorduk bir saniye sonra hafif kafayı kaldırdı, Savaş’a döndü ‘abi top nerede, tutamadım mı?’ dedi. Savaş da ‘hangisini tuttun ki lan a…koy… yedik yine golü’ dedi. Zaten maç 7-0 olmuştu o golle, sinirden başladım gülmeye Allah’tan kamera falan çekmedi beni o sırada yoksa ‘manyak mı bu herif niye gülüyor’ derlerdi.”

Maç sonrası röportaj falan yapıldı mı sizinle?
“Yok canım 8-0 yenilmişiz kim yapar röportaj. Hem yapsalar bile ne diyeceğiz, ‘benim hatam yoktu gollerde’ mi diyeceğiz, 8 tane yemişiz.”

-Sizin başka anlatacağınız komik anı var mı o maçla ilgili?
“Maça giderken takım otobüsündeyiz arkamda kaleciler var Yaşar ile Fatih Uraz. Yaşar bir önceki İngiltere maçında 8 gol yemiş, bu maçta o yedek olacak Fatih oynayacak. Fatih de Yaşar’a soruyor ‘abi ya nasıl 8 gol yedin ya, ben olsam yemezdim 8 tane de yenir mi’ falan diyor. Yaşar da ona ‘büyük konuşma oğlum, , ben ne yapayım adamlar atıyor işte’ gibi şeyler söylüyor. Tabi ben bunların böyle konuştuklarını duydum ‘eyvah’ dedim içimden bu iki kova başlamışlar abuk sabuk 7-8 muhabbeti yapıyorlar başımıza bir şeyler gelecek kesin’ dedi. Nitekim maçı yine 8-0 kaybettik. Bir de maç bitti ertesi gün gazeteyi aldım elime,, arka sayfayı açtım simsiyah ‘cenaze dolayısıyla kapalıyız’ yazıyordu.”

-Peki Türkiye liglerindeki maceralar nelerdi?
-Rıdvan’da, Beşiktaşlı Metin’de, bir de kaleci Yaşar abi de çok anılar vardır. Yaşar abi bir gün bir maçta Kemal Yıldırım ile karşı karşıya kalıyor, Kemal Yıldırım’a ‘ofsayt, hakem düdük çaldı, ofsayt verdi, duymadın mı’ diyor. Kemal de topu bırakıyor. Meğer ofsayt falan yok. Bir de milli maçta korner sırasında Yaşar abi, çıkıyor topa ‘benimmmm’ diye bağırdı, adam oradan geldi bir kafayı koydu gol oldu, biz Yaşar abiye baktık, cümlenin sonunu getirdi, ‘…değilllll.”

-Siz bir savunma oyuncusuydunuz. Rakiplerinizi durdurmaya çalışırken sertliğe başvurur muydunuz?
-“Zaman zaman sertliğe başvururdum bu futbolun doğasında var genellikle bir çok forvet oyuncusu sert savunma karşısında çekinir ancak bazı futbolcular vardır ne kadar sert girerseniz girin kar etmez. Lineker bunlardan biriydi. Adama ne yaptıysam yılmadı korkmadı ancak Beşiktaşlı sarı fırtına Metin’e her maç öncesi kramponun altını gösterirdim, ‘Metin bak vidaları senin için hazırladım’ derdim, Metin de çok korkardı maç boyu yanıma yaklaşmazdı.”

-Lineker’den çekiniyor muşsunuz peki çekindiğiniz hiç Türk forvet var mıydı?
-“Vardı tabi, Rıdvan. Ben Galatasaray’da oynarken Rıdvan ile çok kez karşı karşıya oynadık. Sonra Fener’e transfer olunca Rıdvan ile rekabetimiz bitti. Rıdvan sıçan gibiydi lakabı da şeytan zaten, yani ne zaman nereden çıkacağı belli olmazdı, tutulması en zor oyuncuydu çünkü durup bir anda hızlanabilme yeteneğine sahipti, nasıl ki Ferrari ile bir motosiklet aynı anda çıkmaya kalksa Ferrari ne kadar güçlü motora sahip bir araba olsa da motosiklet karşısında ilk kalkışta aciz kalır, Rıdvan’ın driplingleri de böyleydi. “

-Peki oyuncularının takım taktiği dışında kendine has taktikleri olur muydu?
-“Vardı tabi bunu da en çok Rıdvan yapardı. Maçtan önce yanımıza gelir, ‘abi çok hastayım bitse de gitsek hiç halim yok’ falan derdi. Tabi biz de vicdanlı insanlarız, o öyle deyince acırdık maç içinde tekme atmamaya özen gösterirdik ama öyle anlar olurdu ki Rıdvan son sürat yanımdan geçer golünü atardı. Yine böyle bir maçtan önce Rıdvan geldi yanımıza ağladı, sonra maç başladı Cüneyt abi ile bana bir tane bile kafa topu bırakmadı hepsini aldı. Devre arası oldu Cüneyt abi, ‘ulan bu şerefsiz Rıdvan kandırıyor bizi ağlayıp ağlayıp duruyor sonra bütün topları alıyor’ diye dert yandı. Yani Rıdvan bizi kandırırdı. Aslında onun şeytan lakabı buradan gelir.”

-Şu an beğendiğiniz bir sol bek oyuncusu var mı Türkiye’de.?
-“Hayır yok bizim zamanımızdaki sol bekler çok daha kaliteliydi.”

-Maç sırasında hakemin görmediği, centilmenliğe aykırı hareketler yapılır mıydı?


-“Yapılmaz mı, bu meşhur İngiltere maçında Lineker bir korner atılırken girdi yanıma kafayı kaldırdı, bir tükürdü suratıma ben şaşırdım kaldım.  Bütün tükürüğünü biriktirmiş sanki yağmur gibi yağdırdı yüzüme.

‘Sonra orta oldu yükseldi kafayı çaktı, golü attı.”
Başka maçlarda da benzer şeyler oldu, mesela bir maçta da rakip forvet şortumu indirmişti, ben ‘ne oluyo lan’ diyene kadar gelip kafayı çat diye koyuyorlardı.”

-Şu an sigara kullanıyorsunuz. Futbolcuyken de içiyor muydunuz?
-Evet içerdik, ama fazla değil günde en fazla 3 tane içerdim. Nasıl başladığıma gelince Galatasaray’da oynarken bir Antalya maç sonrası, kötü bir mağlubiyet almıştık, oda arkadaşım İsmail sigara yaktı, ‘ver bir tane de ben içeyim’ dedim, ilk kez o zaman içmiştim. Onda da bir saat kendime gelememiştim, bir şişe rakı içmiş gibi olmuştum.”

YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL